top of page

Yer yüzünde duaların kabul olduğu 5 Makam;


5 Kutsal Makamda Hasbihal

🌍 Mescid-i Haram 🕋


Bazı yollar vardır; insan sadece bir şehirden diğerine gitmez.

Bir kalpten başka bir kalbe, bir hâlden başka bir hâle yürür.

Uzun yolculuklar bize bizlik katan yollardır. Peki ya bu yollar kâinatın merkezine uzanıyorsa?

Bu seride sizlerle duaların kabulünde en kutsal kabul edilen yerler hakkında bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Bilinir ki yüce dinimiz İslam’da bazı mekânların manevi değeri çok büyüktür. O mekânlarda edilen duaların da ayrı bir kıymeti olduğuna inanılır. Hele beş makam vardır ki, buralarda edilen duaların geri çevrilmeyeceği rivayet edilir.

Bu makamlardan ilki elbette uluhiyet makamı olan Mescid-i Haram, yani Kâbe’dir.

Bugün sizlerle Rabbimizin beyti, ruhumuzun ilacı olan Mescid-i Haram’a gideceğiz.


Burası insanlığın yaratılış ve yeryüzüne gönderiliş hikâyesinin adeta bir hatırlatıcısı gibidir. Rivayet edilir ki Hz. Âdem cennetten dünyaya indirildiğinde çok ağlamış ve Rabbine tövbe etmiştir. Cenab-ı Hak ise onun tövbesini kabul etmiş, ardından ona yeryüzünde kendi isimlerini ve birçok dünyevi ilmi öğretmiştir.

Sonrasında Hz. Âdem’e yeryüzünde bir beyt yapması emredilmiş ve yeri kendisine bildirilmiştir. Hz. Âdem de o beytin temelini atmış ve inşa etmiştir. Ardından Yüce Rabbimiz ona orayı tavaf etmesini buyurmuştur ki gönlündeki hüzün şifa bulsun.

Yeryüzündeki ilk insan olan Hz. Âdem de o beyti tavaf etmiştir; yani etrafında yedi kez dönmüştür. İşte o yer, bugün hâlâ milyonlarca insanın ziyaret ettiği Rabb’in beyti Kâbe’dir.



Kâbe’yi ilk gören birçok insan tarifsiz bir duygu yaşar; adeta kalbi sarsılır. Ne zaman ki gönüller hüzünlenir, Mescid-i Haram’a uzanan bir yol insanın yönünü yeniden bulmasına vesile olur. Çünkü burası Rabbin uluhiyetinin derinden hissedildiği bir mekândır.

Tavaf esnasında göz gözü görmez. İnsan bazen yanındakini bile kaybeder. Fakat o kalabalığın içinde bile kalpler koşulsuz ve hesapsız bir muhabbetle dolar.

Hele bir de umre için ihrama girildiyse… İnsan adeta bedeninin ve ömrünün zekâtını verir. Ulvi bir niyetle helali kendine haram kılar ve yalnızca Rabbine yönelir.

Sanki insanlık tarihinin bütün hikâyesi yeniden yaşanır.


Önce Hz. Âdem, ardından Hz. İbrahim ve Hz. İsmail…

Bir de Hz. Hacer’in Safa ile Merve tepeleri arasındaki teslimiyeti vardır. Susuz çöllerde yavrusu için su arayan bir annenin ümidi ve imanı hissedilir. Yedi şavt tamam edilirken bir annenin telaşı ve teslimiyeti iliklere kadar işlenir.



Ve insan bir kez daha hatırlar:

Yüce Rabbim isterse çölden su akıtır.

Hem de ne su… Zemzem.

Zemzemle yıkanır gönüller. İnsan hem madden hem mânen arındığını hisseder. O an kalpte kimseye karşı kin kalmaz, kızgınlıklar silinir.

Kâbe ve Mescid-i Haram, adeta mahşerin dünyadaki canlı bir örneği gibidir.

Bir Kalbin Yönünü Bulduğu Yer

Belki de bu yüzden insanlar dünyanın dört bir yanından aynı noktaya yönelir. Aynı kıbleye döner, aynı duayı fısıldar, aynı umudu taşır.

Kimi affedilmek için gelir, kimi yeniden başlamak için…

Ama çoğu insan oradan dönerken kalbinde aynı duyguyu taşır:


Yol aslında Mekke’ye değil, gönül kıblesine çıkar.

Ve Mescid-i Haram, bu yolun en güçlü hatırlatmalarından biridir.

Hatırlayanlardan olmak temennisiyle.

Hem Kabe'ye hem de gönül kıblenize varmanız duası ile.

Seferiniz kutlu olsun efendim. 🪻

11/3/2026

Bir Ramazan Umresi.

Seyyahnamegezgin.



















































































































































































































































































 
 
 

Yorumlar


bottom of page